21 Mayıs 2017
Tirendaz sokak Molla Şemseddin camii ile başlar, Atıf Efendi kütüphanesi ile biter bir sokak. Şehrin en değerli konumunda, Süleymaniye Cami arkalarında lakin hüzünden bitap düşmüş, hüznü […]
26 Mart 2017
Bir zaman önce İstanbul’la ilgili ‘hoyratlık’ adında bir blog daha mı açsam diye düşünüyordum. Çünkü burada yazdıklarım hep İstanbul’a yapılan hoyrat muamele üstüne olmaya başlamıştı. Ama […]
3 Eylül 2015
İstanbul’da ana caddelerden iki sokak arkaya geçtin mi hemen başka bir dünya karşılar insanı. Millet Caddesinde Haseki hastanesinin yanındaki sokaklardan biraz arkaya doğru yürüdün mü […]
11 Kasım 2014
Bilin bakalım sokağın adı Kızılhan mı Kızıltan mı? Belediyenin kafası biraz karışmış. Ama bizimki karışmaz çünkü biz biliyoruz o sokak adı levhasının hunharca asıldığı binanın Kızılhan […]
11 Kasım 2014
Çakmakçılar yokuşu, Beyazıt’tan çıkan Mercan caddesinin Uzunçarşı ile birleştiği noktada başlar, arada Mahmutpaşa ile rastlaşır ve kendini Sultanhamam’a atar. Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca misafir ağırladığı bir yokuş […]
19 Mayıs 2014
En sevdiğim cami desem yalan olmaz, Süleymaniye’yi ayrı tutuyorum tabii. Rüstem Paşa Camii hep gözümüzün önündedir ama karmaşıklığın, kalabalığın içinde görmeden geçip gideriz. Galata köprüsünden Eminönü’ne […]
19 Mayıs 2014
Şehirle aramız limoniydi ne zamandır, gizli gizli dolaşıp, yazıyordum ama elim varıp burada paylaşamıyordum, şimdilerde aramız düzeliyor, ben de ufak ufak yazıları ifşa etmeye başlayayım. Mesela […]
5 Kasım 2012
Bana kalırsa boş oturmak şahane birşeydir, evde değil, sokakta, boş, bildiğin boş. Kafa boş, ne yapacağını bilmeden, oturduğun yere karar vermeden orada oturup kalmak, bir şeyle […]
4 Kasım 2012
Aylardır yazmadım gözüm İstanbul üstüne, çünkü ben en başta “bir şehrin sahipleri o şehirde en çok fotoğrafı olanlar değildir” demiştim, anı ile sahip çıkılmaz bir kente. […]
27 Şubat 2010
Sırf Esrar dede sokağının neye benzediğini görebilmek için Zeyrek’ten girdim Fatih camiinden çıktım ve bu neredeyse bir günümü aldı. Akşam haritaya baktığımda ise bir arpa boyu […]
27 Şubat 2010
Seyrettiğim bir filimde bunlar olmaya başlamış olsaydı, “bu kadar da olmaz, palavraya bak” diyerek kanal değiştirirdim, hem zaten yüreğim kaldırmazdı. Her suçlu yavaş yavaş affediliyor, affedildikçe […]
30 Ocak 2010
“Rüzgâr bocalıyor. Belki karayel gösterecek. En azdan on beş mil uzaktır en yakın sahil. Fakat İsmail ellerine güvenir. O eller ekmeği, küreklerin sapını, dümenin yekesini ve […]
28 Ocak 2010
Şehrin çok sıcak ama gerçekten bir gününde telefonum çaldı, babam; -Nerelerdesin-Galata köprüsünde-Bu sıcakta?-Serinliğe gidiyorum-?-Süleymeniye’ye Hava gerçekten çok sıcaktı, hani o banyoya girip çıkmakla, havalandırmayı açmanın çözüm […]
27 Ocak 2010
Google map’in çaresiz kaldığı şehirlerden biri olsa gerek istanbul. Ben bayılıyorum açıkcası bir yere gitmeden önce açıp google mapte yolumu bulmaya, lakin her zaman mümkün olmuyor […]
20 Aralık 2009
Dengesi şiddetle bozuldu bugün şehrin. Tüm sosyal bilimler yazar; coğrafya ve iklim sosyal yapıyı belirler. Sosyal yapı zaten dağılmış vaziyette, lakin benim bu durumun lafını edecek […]
20 Aralık 2009
Şehrin en butik, en zarif meydanına, etrafta ne olup bittiğine hiç bakmadan, kötü bir reklam ajansına yaptırılmış, kartondan tanıtımını koyarsan başına gelecek budur başkan.
12 Aralık 2009
Çok olmadı bir buçuk ay önce evimden iki sokak aşağıdan, bir pazar sabahı davul zurna sesi gelmeye başladı, henüz kilisenin pazar çanları çalmamıştı, o kadar erken. […]
10 Kasım 2009
Ersilia’da oturanlar kentin yaşamını ayakta tutan bağları belirlemek için evlerin köşeleri arasına, renkleri akrabalık, takas, otorite, temsil ilişkilerine göre değişen, beyaz veya siyah veya gri veya […]
5 Kasım 2009
Ben çok parkçı değilim, şu manada; Pazar sabahları kahvaltısı için şehrin manasızca yeşil bırakılmış yerlerinde menemen yerken saçıma giren dalın hangi ağaca ait olduğu üzerine polemiğe […]
5 Kasım 2009
Politik bir iş diye sunuldu bu bianel, Brecht’in, Marx’ın fotoğrafları bolca dağıtıldı basına tanıtımı yapılırken. Gariptir pek heves etmedim bu sefer bianele ama bugün sanat ya […]
14 Ekim 2009
Endişe sözcüğünü neredeyse hiç kullanmam, neredeyse, gündelik hayatımda yeri pek yoktur, yoktu. Dün gece aniden, kardeşimle telefonla konuşurken, kendiliğinden çıkıverdi ağzımdan. “bir şeyim var, tam bilemiyorum […]
16 Eylül 2009
Tüm çıkan kanunlara onay vereceğiz diye bir şey yok ama bazılarına gerçekten tahammül edemiyorum ; misal 5366 sayılı « yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek […]
4 Eylül 2009
Birden fazla kere alınan kitaplar listesi sadece bende yoktur diye tahmin ediyorum, bazı kitaplar bir kaç kez alınır, ben aldım. Bazı kitapları diğerlerinden daha çok sevmeye, […]
9 Ağustos 2009
Kolay iş değil, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihribah sultan’ı alıyor, saraya damat oluyor, damatlıktan önce Diyarbakır valiliği yapıyor – ki bugün bile marifettir o şehre valilik […]
23 Temmuz 2009
Eski çiçekci Bir kardeşimi bir de sokağımı çok özledim. Kardeşime telefon açarım, mektup yazarım ama sokağıma ne yapacağımı bilmiyorum « özledim » demek için. Lanet, huysuz […]
14 Temmuz 2009
Bin kere söyledim “Bu şehirde deniz ve demir yollarına karşı olan cinlerin varlığına ciddiyetle inanmaktayım” ve bu inancım her geçen gün artmakta, sistemli bir biçimde yok […]
13 Temmuz 2009
Bir süredir şehirden uzaktayım, arada sırada gidip geliyorum, bedenim ve aklımla beraber. Kızgınım biraz şehre ama öyle uzaktan değil, bayağı bayağı bir yakınıma kızar gibi kızıyorum, […]
16 Mayıs 2009
Saat tam üçte kesinlikle orada olmalıydım, beraber yol alacağım ahbabıma da dedim ; «2.15 de tophaneden binerim ben tramvaya, beklemem » allahtan oradaydı. Iki üç saat […]
9 Mayıs 2009
Bu son senelerde çok zahiyat verdik, adını bilmediklerimiz, yüzünü görmediklerimiz tabii çoktur ama hergün gördüklerimizden önce Anahid gitti -sevmezdi beni o ayrı-, sonra bu sene pala […]
26 Nisan 2009
Bu binaya bu zulüm niye yapılmış olabilir, eminim çok önemli bir sebebi vardır ama başka bir yolu yok mudur? Reva mıdır bu çirkinlik su kenarına 100 […]






























